30 Temmuz 2012 Pazartesi

Yalan




Akşamın dingin ışığını seviyorum. Bu ışığın dünya üzerinde söylenen tüm yalanları açık ettiği doğrudur. Öyle ki, mesai bu saatlerde biter, yalanları duymak istemeyenlere bir ağırlık hep bu saatlerde çöker, akşam yemekleri bu saate denk getirilir çünkü sofrada konuşulmaz. Politikacılar hep bu saatte demeç verir. Uzar giderken akşam saatleri, karanlık çöktükçe yalanların ifşası büyür. Büyür içimdeki kocaman yalan. Büyür içindeki kocaman yalan. Duvarında bir fotoğraf vardır. Dönemin devlet başkanıyla bir davette çekilmiş, üzerinde beyaz bir döpiyes vardır. O zamanın parasıyla iyi olan bir parayla, ikinci eşinin o zamanlar hiç düşünmeden ödediği bir rakam. Büyür bu saatlerde içimdeki yalan, kediler camlara dolaşır, sen evinin önündeki deniz manzarasına hiç bakamazsın.

Bana başkalarıyla konuştuğun dille gelirsin, hiçbir şey anlayamam. Korumaya alınmış, sağa eğilmiş, dört katlı ahşap evin yer döşemesi marley değildir. Tehdit edilirken göçmen kadın, politikacılara basın karşısında iftar yapılacak yoksul bir ev gereklidir. Yalanlar bu saatlerde gereklidir. Sen yalan söylediğin alışıldık bir dünyadan gelirsin, anlayamam.

Birinci eşin zamanında tütün işçisiydin ama emekliliğin filan yok. Yaşlı diye sana demedim, hem babamı çok uzun oldu, görmedim. Sana bir aylık bağlatamam ben, yetkim yok, ilaçlarının adını hep not ettim.

Boşver yalanlarımızı sevelim.




Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yorum

sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz bir dünya için lekeler, çizgiler...