7 Eylül 2013 Cumartesi

Bayraklar Olduğu Sürece Dostluklar Kurulmayacak!



18 Kasım Cuma akşamı Ankara Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde, Karikatür Vakfı’nın düzenlediği, Türk Yunan Dostluğu Karikatür Sergisi’nin açılışındaydım.

Antonis Passaris

Avrupa Birliği tarafından desteklenen, 'Karikatürlerle-Türk Yunan Komşuluğu' isimli proje kapsamındaki sergi, daha önce Yunanistan’da gerçekleştirdiği açılışı bu kez Türkiye’de gerçekleştirdi. Sergide, Gıannis Geroulıas, Muhammet Şengöz, İzel Rozental, Sofia Mitraki, Ercan Akyol, Numan Seven, Mert Gürkan, Kamil Masaracı, Nezih Danyal, Tan Oral, Antonis Passaris ve Nikos Triantafillou’nun çalışmaları, yani Türkiyeli ve Yunanlı çizerlerin eserleri yer alıyor.
Proje, geçtiğimiz yaz bizimde katılma fırsatı bulduğumuz çocuk atölyesinde üretilen eserlere de yer verdi. Sergiye ait katalogda, çocukların çizgilerinin de yer alması, Karikatür Vakfı’nın amacına da oldukça uygun.


Çizgilerin Arasında

Nezih Danyal
Çizgileri Bahar Aykaç’la teker teker üzerinde konuşarak ilerliyoruz. Bir ara Emre Yalçın yanımıza gelip bu yavaşlığımızı bize hatırlatıyor. O sırada biraz hızlanmaya çalışıyoruz fakat bu seferde Nezih Danyal Ustanın konuşması başlıyor, ardından içkiler ve aperatif bir şeyler geliyor, sergiyi dolaşmak hayli zahmetli bir iş haline dönüşüyor. Yine de devam ediyoruz.

Ustaların çizgilerinin eleştirilmemesi gibi bir seslendirilmeyen bir gelenek var Türkiye mizahında. Ama eleştirinin olmadığı yerde gelişmenin olamayacağını düşünerek ve bir çizerden çok bir izleyici olarak belirtmem gerekiyor ki, hayranlıkla dolaştığım çalışmalarda rastladığım dostluk ve barış imgeleri, artık beni hiç heyecanlandırmıyor. Güvercin ve zeytin dalı ikilisi ne kadar naif imgeler ve tarihin sunduğu izler olsa da hemen hemen tüm çizimlerde işlenmiş bu öğelerin varlığı yeni bir söylemin gelişmesine de olanak tanımıyor. Oysa bugün insanlığın ortak ihtiyacı olan barış hakkında söylemesi gereken ne kadar çok yeni söz var, gelecekte onları bir gün konuşacağımızı, yazacağımızı, çizeceğimizi düşünüyorum ama tekrarların işi zorlaştırdığı aşikar.

Bayrak Vurgusu

Bir diğer konu, Türk ve Rum bayraklarının, barış temalı karikatürlerdeki ve sınırların gereksizliğini vurgulayan çizgilerdeki varlığı. Oysa bayrakların varlığı, insanları ayıran sınırların varlığıyla, tarihiyle birdir. Ulusal sınırlar, bayraklar ‘adına’ akıtılan kanla çizilmiştir, bayraklar kutsaldır, çoğumuza böyle öğretilmiştir. Lakin 'yazısız çizginin muhtaç olduğu imge, damarlarımızda akan asil kanda mevcut değildir' ya da bir diğer adıyla bayraklarda. Çizginin sınırsızlığı ve mizahın gücü, ancak yeni sözler söyleme cesaretiyle ulusal sınırları ve onların simgesi olan bayrakları defalarca aşabilir, kuşatabilir. Halklar arasındaki düşmanlıklar mizahın izleriyle yumuşatılabilir, silinebilir.

Bayraklı Çizgiler Üzerine İlk Tanıklığımız

Çocuk atölyesinden
Aslında bu eleştirinin mimarı Çiğdem Demir’dir. Çiğdem, kardeşim Damla ve ben geçtiğimiz Temmuz ayında katıldığımız aynı projenin çocuk atölyesinde, çocukların sürekli, Rum, Türk ve AB bayrakları çizmesi üzerine biraz kafa yormuştuk. Çiğdem; böyle konularda çocukların kendilerini, dostluk ve dünya barışı çizimlerinde bayraklarla ifade etmeye dikte ettirmek ne kadar sağlıklı?’ sorusunu sormuştu ilk. Ardından sohbetimiz ilerlemiş ve bayrakların, sınırların olduğu bir dünyada, kalıcı barış mümkün mü sorusunu sormuştuk kendimize.

Nerede Kadın Çizerler, Nerede Kadınların Öyküsü?

Bir başka sıkıntı da bu. Kadın çizer, çizerliğe eklenmiş bir sıfat olarak ayrımcı bir dile işaret ediyor çünkü erkek çizer demiyoruz yani 'çizer zaten erkek olur ama hayret bu sefer bir kadın'anlamına gelebiliyor bu vurgu. Ama karikatürün erkek egemen bir iş olduğu bugün için görünen bir şey. Kadın çizerlerin ve dolayısıyla karikatürdeki kadın hikayesinin eksikliğinden yakınmamak mümkün mü? Bayan Yanı birkaç sayıdır çoğunluk kadınların ürettiği bir alan olsa da 'erkek ifadesi' kadın üretimlerinden uzak değil. Erkek üretimlerine bir dediğimiz yok, ama sorun şurada: kadınlar kendi özgün hikayelerini ne zaman üretebilecekler?.Sırtını erkek algıya yaslamadan, çizgileri ne zaman tek başına ayakta durabilecek biz kadınların? Bayan Yanı demişken, son sayfada her sayı yer akan, Tuncay Akgün ve Kemal Aratan’ın çizgileri neye hizmet ediyor sahi? Üreten kadınların sırtında ‘haa biz burdayız’diyen soğuk bir erkek eli!
Bu konuya değinme sebebim, bu projede sadece bir kadın çizerin yer alması dolayısıyla oldu. Türkiye’den birçok kadın karikatürist, kendilerine teklif gelmesi halinde yardımcı olacaktı eminim bu projeye. Dergi çizerlerinin yanı sıra, Saadet Demir Yalçın, Çiğdem Demir, Menekşe Çam Vakıf’a da yabancı olmayan çizerlerdi ve ben onları bu çalışmada görmek isterdim.

Sofia Mitraki
Projedeki tek kadın çizer, Sofia Mitraki’ydi. Rumca’yı çat pat konuşan kardeşim aracılığıyla kendisine bir soru sorabilmiştik geçen yaz onu gördüğümüzde. Kırmayıp cevapladığında biz nedense hiç şaşırmadık verdiği cevaba. -Bunu unutmadan kayıt düşelim.- Sorumuz, 'Yunanistan’da da kadın karikatürist Türkiye’deki gibi az mı ayrıca kadın hikayaleri var mı çizimlerde?' Sorumuzun cevabı Yunanistan’daki durumun Türkiye’den farklı olmadığıydı. Yani rakı/uzo, buzuki/cura benzerliğimizin yanında bir de bu. Ama buna sevinemiyoruz tabi.

Kadınların sanatsal üretimlerinin -tıpkı diğer üretimlerinde olduğu gibi- patriyarki kıskacında olması evrensel gerçekliğini koruyor. 15-18 Nisan tarihleri arasında Ankara'ya Karikatür Vakfı'nın karikatür festivali kapsamında gelen Makedon çizer Natasa Kostovska ile gerçekleştirdiğimiz sohbette aynı sorumuzun cevabı da yine aynıydı, anımsatalım.
Tan Oral
Bu arada Karikatür Vakfı düzenlediği her etkinlikte bir kadın çizere muhakkak yer veriyor. Bunu espiri olarak görelim lütfen ama numunelik gibi duruyor gerçekten. İnanın biz kadınların, dünya barışı hakkında söyleyeceği sözler, erkeklerinkinden çok daha güçlü olacak. Çünkü savaşın, iktidarın ve kapitalizmin en yoğun saldırısı altında duran ve direnen biz kadınlarız.

Bayrak Mevzusuna Geri Dönersek

Yunanistan’ın ve Avrupa Birliği’nin ciddi bir ekonomik krizle boğuştuğu ve AB’ne dahil ülkelerin ulusal ekonomilerini savunmak için o ‘eski’ ulusal türküleri mırıldandığı bu günlerde, Türkiye’de gerçekleşen bu sergi, bizim gibi barışsever insanlar için her şeye rağmen oldukça önemli. Barış sergisinin emperyalist bir kurum olan ve barıştan değil savaştan yana olan AB fonlarıyla açılmış olduğu ironisini bir çırpıda geçeceğim –çünkü böyle bir etkinlik için hiçbir barışsever kurum kuruluş size bu ekonomik döngüyü sağlayamayacaktır- ama bu bayraklar...
Nikos Triantafillou

Yazıyı daha fazla uzatmaya niyetim yok. Ama yeniden altını çizmek zorunda hissediyorum kendimi, ‘bayrakların olduğu, sınırların olduğu bir dünyada gerçek dostluklardan söz edemeyiz’ ve çizginin asi başı bu bayraklarla bizi hiçbir zaman savaşların olmadığı bir dünyaya götüremez.






4 yorum:

  1. Evet Asli..bayraklar kan rengi ile boyanmistir..Ama sis kebap veya hindi gibi gösterilmektense, bayrak tercih edilmis..:) ...bu yazin bana,bir kaç sene evvel çizdigim bir karikatürümü hatirlatti.. bir ara Türkiye'de kus gribinin yaygin oldugu dönemlerde aglattigim Türk bayragi yüzünden, Avrupa'nin göbeginde Brüksel'de milliyetçi kisim tarafindan tehditler aldim.." Sehitlerin kani ile boyanmis, bayragi, sen nasil aglatirsin " diye soruyordu tehditçi..Bir Türk bayragini çocuklar için aglattim diye sövüldük..Vatan haini ilan edildik nerede ise..evet bayrakti bunun sebebi...( ismail dogan )

    YanıtlaSil
  2. Bence ihtiyaç duyulan bir yazıydı ve sen de bunu en güzel şekilde yerine getirmişsin. Senin kaleminden çıkan her işi çok seviyorum dostum, kalemine sağlık!

    YanıtlaSil
  3. Fetişleştirilmiş figürler hep aynı tutkudan geliyor sanırım, aitsizlik, ait olmak için duyulan o muazzam istek. ve ne yazık ki günümüz dünyasında ait olmanın en tutar yanı düşman bulmak. birilerinin kanıyla bir şeylerin sulanması... Yazık ama olan da bu.
    Hiç bir şeyi fetiş hale getirmeme tavrındayım. Teşekkür ederim İsmail Hoca'm. Sevgiler.

    YanıtlaSil
  4. Teşekkür ederim Çiğdemcim, desteğini yanımda görmek beni yüreklendiriyor. Eleştirilerine her koşulda ihtiyacım var, bilesin.

    YanıtlaSil

yorum

sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz bir dünya için lekeler, çizgiler...