7 Eylül 2013 Cumartesi

Hasta Kuşlar ve Kadınlar 1

Bu sabah, gazetede Irak asıllı sanatçının 2009 yapımı videosu üzerine bir yazı okudum. Adel Abidin'in Ping Pong isimli video çalışmasından bahsediyorum.
Aşağıda küçük fotoğrafı var.





Sonra bir resim. Frida Kahlo'nun The Little Dear isimli eseri. Yaralı bir ceylandır kendisi -belki de herhangibir kadın- koşmaktadır. Ama koşacağı yer bitmişçesinedir kompoziyon. Çıkışsızdır. Bir avcı onu fena yaralamıştır.






Tesadüfen yine bu gün bir heykel çalışmasının fotoğrafı. Muhtemelen Kahlo'nun The Little Dear çalışmasına göndermede bulunan bir heykel. Sanatçısını biliyor değilim. Onun görseli de aşağıda.



Kadına ilişkin görseller düşünüyorum. Tek bir mutlu kadın görseli gelmiyor aklıma. Moda dergilerindeki anoreksik ve mutluluğu acımasız zevklerle şişirilmiş kadınları kastetmiyorum. Onlar tıpkı aynı durumdaki erkek mankenler gibi satılmak için fotoğrafı çekilmeden önce son bir kez cilalanmış güzel masalar gibi.

Özellikle son zamanlarda yapılan bir çok iş, kadınları içine kapanık, umutsuz ve yaralı resmediyor. Gerçek de bu, yalan değil. Türkiye'de günde 5 kadın öldürülürken Polyanna kadın modelini -ki bu modelde kadın barışçıldır, uyumludur, bu sebeple sömürülmesi kolaydır politikasının şiddetini arttıran figürdür- kimse yemez. Ama yine de düşünmek lazım değil mi, zavallı durumdaki her kadın figürünün kadının konumunu yeniden üretme ihtimalini.

Feminist ve sosyalistlerin kadına dair afişlerindeki bitmiş kadın figürü batıkça umutsuz kılmıyor mu bizi?

Ah, hayır hayır aşağıdaki gibi bir şeyi de istiyor değilim.




Ya da Sovyetlerdeki erkek figürü biraz oynayarak güçlü Sovyet kadını temalarını da istiyor değilim. Ama biz, bugünün kadını? Şeklimi şemalimiz biraz daha farklı değil mi? Dünya üzerindeki üretimin üçte ikisini karşılayanlar, çocuk ve yaşlı bakımının üstesinden gelenler, ev içi ücretsiz emeğin sahibi olanlar, üreyebilenler, tarihi ilk şekillendirenler biz kadınlar değil miyiz? Rolümüz bunca yoğun işimize rağmen şişirilmiş ve cinselliğimiz üzerinden pay edilen magazin dergilerindeki yerimiz mi ya da afişlerdeki sürekli bir gözü mor, zayıf, şiddet mağduru, yılgın, bitmiş, ahhh o zavallı kadın mı? Gerçek bunlar mı yalnızca. Erkekten zayıf, yetersiz (!) biz kadınlar, o halde bunca yaşamsal zorluğa rağmen bunca işin altından nasıl kalkıyoruz? Vardiyaları gece yarısı biten modern kadın işçiler fabrikada ve evde dünyayı yeniden yeniden ve yeniden üretirken yine de bir erkeğin korumasına mı muhtaç ya da bunca mı zayıf?


Yok değil.

Görsel sanatlarda kadın imgesinin zayıflığı tartışılmalı, bizi anlatan kadın karakterler yansıtılmalı. Yoksa baktıkça renksizliğe dönüşüyor halimiz ve 2 oda bir salon evlerimizin mutfaklarında kadın cinayetlerine karşı gece yarısı eylemleri sürerken hem de bir çoğumuz gizli gizli ağlıyor ve sigarasını tütürüyor olmaya devam edecek kimimiz...

Bu arada Adel Abidin'in video çalışmasını izlemek isteyenler için: http://vimeo.com/10580875

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yorum

sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz bir dünya için lekeler, çizgiler...