7 Eylül 2013 Cumartesi

Wall Street’i Afişlerle İşgal Et



17 Eylül 2011 günü Amerika’nın finans merkezi Wall Street 2.000’e yakın göstericinin işgaliyle karşılaştı. Finans merkezinin sembolü, Churging Bull şaşkın tavrını gizleyemiyordu. Çünkü onun saldırgan ve güçlü ifadesi, ardındaki kalabalıkla bir arada görüldüğünde sermaye sahiplerinin umudunu değil alana dökülen kitlenin yeşeren heyecanını yansıtıyordu.  


Yaklaşık bir aydır New York sokaklarını esrarengiz afişler süslüyordu. İşte tam da bu afiş için Churging Bull’un fotoğrafı çekilirken, heykel sormayı ihmal etmedi:
‘Pardon bayım Businesweek mi Forbes mi?’
Fotoğrafçı belli ki sol dudağındaki gülümsemeyle ayrıldı alandan.
Herkes bir hareketliliğin farkındaydı.  Afişler de alenen yazıyordu. Occupied Wall Street.
İşgale davet!
Kalabalıklar halinde bankalara karşı ‘Occupied Wall Street!’
17 Eylül, 87 kişinin tutuklandığı 24 Eylül, UPS çalışanlarıyla omuz omuza yürünülen 27 Eylül, 700 kişinin gözaltına alındığı 2 Ekim, sendikaların destek verdiği 5 Ekim, 45 ayrı eyalete sıçrayan işgal et eylemlerinin yaşandığı 14 Ekim, küresel eylem günü olarak belirlenen ve polis müdahalesinin özellikle Roma ve New York’ta oldukça sert olduğu 15 Ekim…
Ve bu gün.
Kabul etmek gerekiyor ki, bu işgal eylemleri etkin bir kitlesellik yakalamış değil. Bunu hareketin kurucuları olan New York Şehir Meclisi’de ifade ediyor. Ama şimdiden küresel kapitalizm için bir tehdit durumundalar. Burası kesin. Eylemcilere hak veren (!) ulusötesi şirketlerin Ceo’ları, ‘siz evlerinize dönün, gerekeni halledeceğiz’ mesajını ekonomi dergilerinden ve burjuva basınından veredursun, işgalcilerin vazgeçmek gibi bir niyetleri yok.
Onlar, eşitsiz gelir dağılımına karşı, bankalara, ulusötesi şirketlere yani küresel kapitalizme karşı yürüyorlar. Arkalarına aldıkları rüzgar karşılarına çıkacak rüzgardan daha güçlü değil bugün için. Bu sebeple örgütlenmeye devam ediyorlar.
Örgütlenmeleri, internet,  Occupied Wall Street Journal adlı gazete, bildiri ve afişlerle sağlanıyor.

Afişler Üzerine

Afişler yani herhangi bir düşünceyi-etkinliği en etkili görsellerle kitlelere ulaştırabilme gücüne sahip, sanatsal ve düşünsel çalışmalar. Afiş aynı zamanda bir turnusol kağıdı vazifesi de görüyor. Çünkü afiş hareketin ya da etkinliğin samimiyetini ve heyecanını, afişi yapan kişi ne kadar sanatçı olursa olsun üzerinde taşır.  Yalnızca politik bir eylemden ya da bir siyasi partinin afişinden bahsetmiyorum.  Bir tiyatro afişi, bir film afişi, yapılan işin tüm iç yüzünü samimiyetle ortaya koyar. Afişlerin etkisi çok hissedilmez ama hiçbir fikir sahibi olmadığımız bir iş ya da eylemi, çoğu kez afişe bakarak değerlendiririz.

Afişler aynı zamanda kitleye dayatılan ya da aktarılmak istenen bir estetik algısını da beraberinde taşır. Burjuva partilerinden örnek vermek gerekirse, seçim vaadlerine göre, muhafazakarlığı akla getiren görseller, din olgusunu çağrıştıran renkler, modern tonlar izleyebilir. Ama hepsinin vazgeçmeyeceği bazı temalar vardır. Aile, birliktelik, ülkenin güvenliği, zenginlik gibi. Bunlar afişte bir şekilde yer alması gereken konulardır.
Burjuva partilerinin benzer temaları benzer biçimlerde afişlerde yer alır. Örneğin toplumdaki kollektivist algı bir iktidar için rahatsız ediciyse, bir önder, afişteki diğer bütün her görselden büyük olarak verilir. Önder, bir kurtarıcı rolünde gösterilir ve kitlenin buna inanması sağlanır. Benzer biçimde, kitlenin rolü sıfıra indirilir. Ama kurtarıcının arkasında iri puntolarla yazılmış kitleyi tanımlayan ad şişirildikçe şişirilir. ‘… milleti, … ırkı, … haklı’ Ak Parti’nin son seçim sloganını anımsayalım, hani Tayyip Erdoğan’ın devasa resminin altında kalan: ‘Sen Türkiye’sin büyük düşün!’

Peki bunun karşısındaki afişler? Unutulmaması gereken bir şey var, afiş sanatçıları, yaşadığı toplumun tüm kodlarını üzerinde taşır. Çünkü bir yanıyla beslendiği tek evrendir burası. Ama onun duyarlılığı, örneğin muhalifliği, dayatılana karşı bir alternatif arayışıyla biçimlenmeli. Demokrasi adına bir afiş, eğer afiş sanatçısı estetikte bir alternatifi arama kaygısında değilse örneğin, cinsiyetçi öğeleri üzerinde taşıyabilir. Türkiye sosyalist hareketinin afişlerinde yıllarca görülen bir durum bu. En basitinden örnek verecek olursak,  afişlerde erkek görsellerin kullanılması, kadın görselin arka planda kalması bu cinsiyetçi algının aşılamaması sorunudur.
Afişleri tarihte en çok yer edinen iki toplumsal hareket 1917 Ekim Devrimi ve 1968 hareketleridir.
1917 Ekim Devrimi’nin ilk günlerinde yapılan duvar resimlerinde (afişlerde) tam bir ortak hareket duygusu vardır. Ancak Stalinist bürokrasinin egemenliği altında üretilen afişlerde, burjuva partilerinden tanıdık gelen bir önder figürünü afişi kaplayacak şekilde yerleştirme sıkça görülür.
1917 tarihli bir afiş

1928 tarihli bir afiş
1968 Fransa’sında yapılan afişler, dönemin tüm heyecanını, kararsızlığını, anarşizan dilini, devrimci gücünü yansıtır. İktidarla alay etmenin hazzı, sınıf düşmanlarını küçük düşürmenin ve daha da önemlisi afişe etmenin heyecanı bu afişleri bir propaganda aracından, eylemcilerin estetik algısını ifade eden bir araca da dönüştürmüştür.


68 Fransa'sında 3 afiş
Afiş meselesini daha fazla uzatmadan, konuyu Amerika’da 1 aydır süren eylemin afişlerine getirmek istiyorum. Çünkü Wall Street sokakları işgalciler tarafından ele geçirilmeden önce, New York’lulara bu heyecanlı haberi muştulayan ilk işgalciler onlardı.

İlk afiş, yazının girişinde de anlattığımız Churging Bull’u konu alan afiş. Aşağıda görseli yer alıyor.
Kapitalizmin eril tavrına bir eleştiri olarak görülebilecek boğanın üzerindeki balerin ve serbest ticaretin, borsanın gücünü gösteren boğaya karşı ona yaklaşmakta olan kitlenin gücü. İşte New York sokaklarını işgale davet eden ilk eser. Bu eser-afiş, Kanada merkezli yayın yapan Adbusters dergisinin çalışmasıydı.

İlk işgalin ardından, kitlenin kalabalıklaşması, alanı terk etmemesinin yarattığı motivasyon yeni afişleri  ortaya çıkardı. Çalışmalar, Amerika’daki %99 söylemi üzerinden ve işgale davet eden işler. Kadın figürün özne olduğu afişler çoğunlukta. Zaten alanda olmalarının bir nedeni olarak iş yaşamındaki cinsiyetçi ayrım gösteriliyor. 68 afişlerinin anarşizan diline paralellik gösterse de, bu çalışmalar, kendine özgü estetik uyumu ve tavrıyla New York sokaklarındalar.






Wall Street İşgal Afişleri 2011
Taleplerin netleşmediği ve küresel kapitalizmi sahiden tehdit edecek küresel bir sınıf örgütlenmesinin eksikliği bugün ortada. Ama Amerika’da süregelen bu ayaklanma ve işgal hareketi Türkiye’de bizlere umut vermekte. Tıpkı, Tunus ‘yaseminlerinin’, Mısır’ın, Yunanistan’ın, İspanya’nın verdiği destek ve umut gibi.
Yakında bir gün, dünyamızı değiştirecek afişlerimizi ortaklaşa yapmak umuduyla.



*ilgili linkler





Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yorum

sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz bir dünya için lekeler, çizgiler...