25 Aralık 2014 Perşembe

Gezi’yi Anlatan Bir Çizgi Roman Üzerine: “#İsyan” ve Ötesi


Kış soğuklarında, Haziran direnişinin sıcağını bizlere hatırlatan #İsyan isimli çizgi roman, Kasım ayının ilk günlerinde geldi. Bu kısa yazımız, Yazılama Yayınevi’nden çıkan, Erkan Yıldız’ın yazdığı ve Arda Güler’in çizdiği” #İsyan” hakkında.


#İsyan’dan bahsetmeden önce

Gezi Parkı eylemlerinin üzerinden bir yıldan fazla bir zaman geçti. Bu sürede, hükümetin üzerini örttüğü yolsuzluk operasyonları, doğa ve çevre katliamları, artan polis terörü ve işçi cinayetleriyle oldukça bunalımlı bir dönemi geride bıraktık. Gezi eylemlerinin insanlara verdiği umut, işçi ve emekçilerin kitlesel seferberliğinin olmadığı eylemlere damgasını vurmuş ideolojik bulanıklık, polis terörü ve hükümetin manipülasyonu ile yerini koyu bir umutsuzluğa ve şaşkınlığa bıraktı. Öyle ki, Türkiye’de 77 ilin sahiplendiği Gezi eylemlerinde sokaklara dökülen milyonlarca insan, Taksim Gezi Parkı işgalinin, polis terörü ile dağıtılmasından yalnızca birkaç ay sonra yaşanan toplumsal olaylara karşı sessizliğini korudu. Belgeler ve tapelerle tüm kamuoyunun tanıklık ettiği iktidarın yolsuzluğu, hükümet eliyle çıkarılan yasalar ve gizlilik kararları aracılığıyla basına getirilen sansür ile gündemden düşürüldü. Soma ve Ermenek madenlerinde yaşanan işçi cinayetleri, rezidans inşaatlarında sık sık yaşanan işçi ölümleri, Yırca’da hasatı gelmiş zeytin ağaçlarının, köylünün direnişine rağmen topraktan sökülmesi, Validebağ korusuna camii inşaatı, 3. Köprü için doğa talanı yine ufak eylemlerle kitlelerin sahiplenmediği olaylar olarak hatırlanacak.

Umudumuzu sıklıkla yitirdiğimiz, geçen bir yıldan fazla zaman; herkese, gezinin mizahının, isyanının nerede olduğunu düşündürdü. Mizahi bir dille özetleyecek olursak, kısa bir zaman önce sokaklara dökülen uykusuz insanlar bir süredir evlerinde “Ey Gezi ruhu buradaysan kapımızı üç kere tıklat!” diye hayıflanmadalar. İktidarın gerici ideolojisini yasalar eliyle hayata geçirmesi buna eşlik eden hızla artan işsizlik ve borçlanma toplumsal yaşamı cehenneme çevirmeye devam ediyor. Bu cehennem içinde toplumun önemli bir kesimini yakın geçmişte yaşadığımız Gezi’yi yadd etmek dahi umutlandırıyor. İşte bu noktada Gezi eylemleri üzerine basılan kitaplar, açılan sergiler, yapılan besteler, performanslar popülaritesini yitirmiyor.

#İsyan Üzerine

Her şeyin satılabildiği günümüz piyasasında, dokunduğu her şeyi “altına” çevirebilen girişimcilerin Gezi eylemleri konulu yayınlarının dışında iyi anımsanacak işlerde yapılmadı değil. #İsyan yalnızca ticari kaygıyla üretilmiş bir çizgi roman değil. Ancak bu tespitimiz onun doyurucu bir çalışma olduğu anlamına da gelmiyor. #İsyan için, Gezi Parkı eylemlerine katılmış ve ardından açılan davalarda sanık olarak dinlenen 6 kişinin savunmalarının çizgi romanı diyebiliriz. Çizgi romanımızın karakterleri arasında politikaya ilgisiz ancak iktidarın baskısına, polisin şiddetine karşı alana çıkmış olanlar da var; anılarına, yaşadığı kente sahip olmak için eylemlere katılanlar da. Bu çizgi roman, parçası olan herkesin bildiği Gezi’yi oldukça iyi tasvir ediyor ancak Gezi Parkı eylemlerinin mizahını, estetiğini aşacak bir öyküye sahip değil. Bu kitabı “resimli Gezi günlüğü” olarak düşünmek mümkün.

#İsyan'ı, geçmişin izlerinin kolayca silindiği, toplumsal belleği oldukça zayıf olan bizlere ve Gezi’de yaşananları bugün dahi manipüle etmek için varını yoğunu harcayan bir iktidara karşı yerinde bir iz olarak okumak mümkün. Yine de mizah, çizgi roman ve Gezi daha fazlasını hak ediyor.

#İsyan'dan bağzı şeyler

#İsyan isimli çizgi roman Gezi Parkı eylemlerinde polis şiddeti nedeniyle hayatını yitiren arkadaşlarımıza itafen çıkmış bir kitap. Eserin sahipleri, bu çalışmayı Haziran direnişinin büyük öyküsünün küçük bir parçası olarak ifade etmişler. Kitabın, hepimizin katkılarıyla çıktığını da eklemişler ancak, Gezi Parkı’nın önemli bileşenlerinden, lgbt bireylerin, çevrecilerin, hayvan özgürlükçülerinin izinin dahi kitapta olmaması okuyucuları düşündürecektir. Çünkü Gezi, polis terörüne, artan iktidar baskısına, anıların izlerinin silinmesine karşı alanlara dökülmüş milyonların; milliyetçiliği, homofobisi, türcülüğü ile belki de ilk defa yüzleşmesini de sağlamıştı.

Ayrıca kitabın girişindeki E.İ. İmzalı ilk ilüstrasyonun “Boyun Eğme” tişörtlü bir genç olması ve tıpkı Stalin dönemi sovyet ilüstrasyonlarında sıklıkla gördüğümüz, erkeğin kadından bir adım önde duruşu dikkatli çizgi roman okuyucularını ve cinsiyet eşitliği üzerine kafa yoran herkesi düşündürmeli. “Boyun Eğme” Gezi Parkı eylemlerinin önemli sloganlarından biri oldu ancak daha kitabın ilk sayfalarından, çizginin estetiğini bozacak tipografilerle verilmesi ve kitabın devamında da dikkat çekici bir biçimde metni bütünlüğünden koparacak biçimde öne çıkması rahatsız edici.

Gaz maskeli mizah

#İsyan tüm eksiklerine rağmen yeni bir çizgi roman. Okuyucunun beklentisine tatminkar bir karşılık vermekten uzak. Gezi'nin mizahının ve estetiğinin dahi aşılması gerekirken, gerisine düşmesi bir yana #İsyan'ı sırf bu güzel günlerin ürünü olduğu için okumalı. Yeri gelmişken, Gezi Parkı eylemleri üzerine bir çizgi roman projesinin daha gerçekleştiğini, Diren Çizgi Roman isimli çalışma hakkında da yakında bir-iki kelam edeceğimizi belirtelim. 

Gezi üzerine öyle görünüyor ki yıllar içinde çok daha sıkı işler üretilecek, gaz maskeli mizah sürecek. Çizginin gaz bulutları arasından sapasağlam çıkması dileğiyle.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yorum

sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz bir dünya için lekeler, çizgiler...