26 Ocak 2017 Perşembe

Bırakalım üzülsünler!

“Bırak Üzülsünler”, Özge Samancı’nın çizgilerinde büyümeye çalışan bir kız çocuğunun hikâyesi.

Ocak ayında İletişim Yayınları yeni bir çizgi romanı okuyucularıyla buluşturdu. Özge Samancı’ya ait grafik çizgi roman “Türkiye’de Büyümek: Bırakın Üzülsünler” ismini taşıyor. Kitap ilk olarak ABD’de yayınlandıktan sonra Türkiye’de basıldı. Ayrıca Hollandaca ve Korece baskıları yapıldı, önümüzdeki günlerde de İtalyanca çevirisi yapılacak. Kitabın arka kapak tanıtımından alıntılayacak olursak, bu kitap, orta sınıftan bir kız çocuğunun büyüme hikâyesi. “Bırak Üzülsünler”, çizgi ve kolajın birlikte kullanıldığı otobiyografik bir grafik çizgi roman.



Çizgide kadın anlatısı

“Bırak Üzülsünler”, birçok çizgi roman okurunun mutlulukla karşıladığı bir kitap oldu. Bu mutluluk herhalde, Türkçe’de grafik çizgi romanın oldukça az basılması ve kadın hikâyesini anlatan eserlerin eksikliği ile açıklanabilir. Türkiye’de çizgi roman geleneğinde, kadın hikâyeleri yok denecek kadar az. Bununla beraber var olan kadın karakterler de, hikâyesi anlatılan erkeğin cinselliğinin aracı olarak çizilir. Çizgi romanların heteronormatif ve cinsiyetçi kurgusu, “hetero erkek” dışında bir karakterin anlatısına müsaade etmez.

Türkiye çizgi romancılığında, kadın karakter genellikle iki koşulda resmedilir. “İyi kadın” olarak idealize edilen kadın kahraman, çizgi romanda ancak erkeğin hikâyesinin yardımcı oyuncusu olarak yer bulabilirken “kötü kadın” olarak tasvir edilen, cinsel özgürlüğünü “elde etmiş” kadın karakterler ise, cinsellikleri ölçüsünde çizginin konusu olabilmişler.

Yalnızca çizgi romanda değil, çizgili mizahın her türünde ortaya çıkan iş benzer. Günümüz karikatür dergilerinde mizah, kadını dışarıda bırakarak yapılır. Kadın kahraman yok denecek kadar azdır ve kadın figürler çizgi romanlardakine paralel biçimde erkeğin anlatısını/mizahını kurmalarının yardımcısı olarak çizilirler. Günümüz karikatüründe de, kadın karakter ancak ev, aile, çocuk ve “kadın sorunu” konuları olduğunda çizilir. Benzer şekilde karikatür dergilerinde LGBTİ’lere ya hiç rastlanmaz ya da mizahın malzemesi olarak yer alırlar.

Büyümek, karar vermek, kendin olmak

Hal böyleyken, Özge Samancı’nın çizgi romanı tabiri caizse ilaç gibi geldi. Kadın hikâyesinin çizgiyle birlikteliği ve hikâyenin Türkiye’de geçiyor oluşu, eserin ismiyle bir düşünüldüğünde daha derin bir anlama götürüyor bizi. Büyüme eyleminin kendisi zorken, bir de Türkiye’de büyüyen, üstüne üstlük bir kadın olan kahraman, birilerinin üzülmesini göze almak zorundadır. Çünkü okul piyeslerinde Atatürk’ü oynayabilmeniz için erkek olmanız şarttır!



Özge Samancı hikâyesini, tarihinden koparmadan anlatıyor. “Bırak Üzülsünler”, bu sebeple, yalnızca bir kız çocuğunun büyüme hikâyesi değil. Aynı zamanda Türkiye’nin de yaş alma hikâyesi olduğunu ifade edebiliriz. Çizgi romanda, Türkiye’nin 1980 askeri darbesinin ardından, dışa açılma serüveni, genç bir kadının gelecek kaygılarıyla birlikte yürüyor. Bir dönem hikâyesi olmasına rağmen, okuyucular, farklı yaşlardan olsa dahi, kendi hayatlarında büyük ölçüde paralellik yakalayacak. Türkiye’nin kendi tarihsel serüveni, birçok gencin her anlamda kendisi olabilmesine izin vermez. Darbeler, OHAL’ler, sıkıyönetimler, kırılgan ekonomisinin krizlerle büyüyen sarmalı, kültürel sermayesi… Bütün bunlar, insanların kendi tarihselliğinin kırılganlığı ile yüzleşmesine çoğu zaman olanak vermez.  Nurdan Gürbilek’in çocukluğun kendisinin bir taşra olduğunu söylediğini hatırlayacak olursak, Türkiye o çocuk için, başka bir dünyayı bir gösteren bir kaybeden ama en sonunda onu taşraya mahkûm eden bir sıkıntının işlevi görür.

Biz de çizgi romanda, bir anlamda kendi taşrasında debelenen bir çocuk görürüz. Sıkıntının araya girecek bir necefli maşrapa ile kolayca düzelemeyeceğini de bildiğimiz halde bir Ajda Pekkan şarkısı patlatıveririz.

Ötekini susturmak

Bütün karmaşanın ortasında, mutlu olamıyor ve hiç değilse başkaları mutlu olsun diye yanlış kararlar alıyorsanız, sizi yolunuzdan çevirecek bir öteki mutlaka olur. Bu öteki belki yine sizsinizdir belki de Samancı’nın Kaptan Cousteau’su gibi bir metafordur. Onun üzerini kapatmak, ağzını bantlamak bir şeyi değiştirmez.

5 Harfliler’den Kiraz Akın’la görüşen Samancı, bu kitabı geleceğinden geçmişine bir mektup olarak ifade ediyor ve kendisini bir işe yaramıyor gibi hissettiği yıllarda Bırak Üzülsünler gibi bir kitap okumuş olsa daha doğru karar alacağını ekliyor. Bu kitap özellikle, kendisi için doğru olanı susturan, başkaları üzülmesin diye olmadığı biri gibi davranan okurlar için. Kitabı okuduktan sonra, üzerini bantladığınız Katan Cousteau’nuza geri döneceksiniz.

Keyifli okumalar.
*Yazı kaosgl.org için yazılmıştır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yorum

sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz bir dünya için lekeler, çizgiler...