5 Aralık 2017 Salı

Mizahın eril dünyasına çomak sokan çizer: Aslı Alpar

Tarihi çok eskilere dayanan mizah, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ağırlıklı olarak erkek çizerlerin egemen olduğu bir alan ve Aslı Alpar da çizimlerine uzun süre güven duymamasını ve yayınlamamasını bu duruma bağlıyor.
Kadın olduğu için ve az sayıda kadın karikatürist olduğu için, yaptığı çizimlerin beğenileceğini tahmin etmeyen Alpar, evde kendi kendine yaptığı çizimlerin, bir gün mesleği haline geleceğini hayal bile etmemiş. Zonguldak’ta maliye bölümünde üniversite öğrenciyken, arkadaşlarının zorlamasıyla bir karikatür kulübüne girmiş. Alpar, gittiği ortamda cinsiyet eşitsizliğinin pek yaşanmadığını görünce biraz rahatlamış ve karikatürist Mete Arif Tokmak, Alpar’ı çalışmaları konusunda teşvik etmiş. Kendine güveni artan Alpar, çizmeye devam ettikçe insanların da beğenisini kazanmaya başlamış.

RÖPORTAJ / SULTAN YAVUZ ÖZİNANIR

Mizahın eril dünyasına çomak sokan çizer: ASLI ALPAR


Kadın mizahı var mı? 

Alpar, kadın mizahını kadın ve erkek olarak ikili cinsiyet üzerinden değil, kadınların anlatılmayan hikayesi üzerinden tanımlıyor. Alpar, “Ağdalı bir bacağı çizdiğimde komik gelebiliyor mesela… Kadınların mizaha konu olmayan bir hikayesi var, ilgi çekmeyeceğini düşündüğümüz ama günlük hayatın içinde olan ve mutlaka anlatılması gereken bir hikaye bu. Aynı şekilde lubunların (eşcinseller) da hikayeleri anlatılmaz mesela. Yedi yıl kadar önce, çizdiklerimi sosyal medya üzerinden ilk yayınlamaya başladığımda erkek karikatürsitlerden o kadar sert eleştiriler aldım ki, anlatamam. “Ezgiler Ezgisi Neşideler Neşidesi” adında, bir kutsal kitaptaki şiirleri derleyen kitap vardı. Kadın ağzından yazıldığını düşündüğüm çok erotik bir paragraf vardı orada ve ben de onunla ilgili bir çizim yapmıştım. Çıplak bir kadın ve vulvasını da o şiir örtüyordu. ‘Yakışıyor mu sana kadın bedenini böyle göstermek? Sen de kadın bedenini metalaştıranlardan farklı değilsin!’ diye pek çok olumsuz tepki almıştım. Oysa, çıplaklık her zaman meta ya da pornografi anlamına gelmez. Çok uzun bir süre sadece kadın takipçilerim vardı, erkek takipçiler Kafa Dergisi’nden gördükten sonra takip etmeye başladılar sanırım. Kanlı ped ve ağdayı mizaha dönüştürmem yüzünden, ailemden bile tepki aldım. Kendisi konuşulmayan bir şey, mizah olarak karşısına çıkınca can sıkıcı olabilir, kabul ama bunu aşmanın başka bir yolu da yok” diyor.
Sosyal medyayı kullanmak önemli 
Uzun süre fanzinlerde çizen ve bir dergide çizme fikri olmayan Alpar, sosyal medyada yayınladığı çizimleriyle beğeni almaya başlayınca, karikatürlerinin izinsiz kullanıldığını da görmeye başlamış. Popüler bir dergide Alpar’ın karikatürlerini görenler, bazen de Alpar’ın kendi karikatürünü bir dergide görmesi, onu cesaretlendirmiş. “Okunan dergiler çizimlerimi yayınlıyorsa, ben de bir yere gönderebilirim” diye düşünen Alpar, eşi ile birlikte üç yıl önce Kafa dergisine çizimlerini göndermişler ve o tarihten bu yana dergide Alpar’ın bir köşesi var. Sosyal medya üzerinden kendisiyle iletişime geçen H20 Yayınları ile de “Kedilerin Felsefesi Filozofların Kedileri” isimli kitabı resmetmiş. Sosyal medyanın öneminden bahseden Alpar şunları söylüyor, “Sosyal medya ve blog, bazen dergiden çok daha etkili olabiliyor. ‘Niye ped çiziyorsun?’ diyenle de ‘günah’ diyenle de karşılaştım orada. Sosyal medya sayesinde bir şekilde uzlaşma yolunu bulduk, hem onlar alıştı hem ben onların dilini biraz daha öğrendim. Bu önemli, çünkü benim yaptığım doğru diye bir şey yok, bazı hassasiyetleri sosyal medya üzerinden öğrendim mesela. Çok kutuplaşmış bir ülkeyiz maalesef ve farklı düşünen insanlarla ancak sosyal medya üzerinden karşılaşabiliyoruz.”
Karikatür dergileri kadın çizerlere kapalı 
Türkiye’de mizah adına çok fazla malzeme olduğunu ancak çizerlerin kendilerini sansürlemek zorunda kaldıklarını belirten Alpar, “Bir şekilde sözümü söyleyebiliyorum ama mesela din üzerine mizah yapamazsınız, hakaret olarak algılanır. Oysa birilerini rencide etmeyecek şekilde de yapılabilir ama bu mizah olarak algılanmaz” diyor.
Yüksek lisans projesini kadın karikatüristler üzerine hazırlayan Alpar, uzun süre kadın karikatüristleri araştırmış ve sonucu şöyle anlatıyor, “Sadece on kadın karikatürist bulabildim, çok üzücü… Baktım, gerçekten yok. En fazla on yedi kişi var. İllüstrasyon yapan çok kadın var, iyi çizenler var ama karikatür dergisinde çalışan kadın o kadar az ki, bir ara çalışmış ama artık çalışmıyor. Bu da şu anlama geliyor, bir sürü kadın çizer ve sanatçıya, karikatür dergilerinin kapıları kapalı. Hem kendi hem de arkadaşlarımın deneyimlerinden biliyorum, ‘kadınlar komik çizemiyor, o yüzden dergide yer vermiyoruz’ deniliyor. Oysa karikatür dergilerinin komikliği ya da iyi çizim olup olmadıkları da tartışabilir. Mizah cinsiyetçi ve erkeklerin domine ettiği bir alan. Türkiye’de mizah dergilerinin içeriği biraz daha düzeldiyse, bunda kadın hareketi ve LGBTİ hareketinin zorlamasının payı var. Cinsiyet bağlamında hâlâ sorunlu oldukları açık ama daha baştan kendini ele veriyor zaten. Düşünün, bir mizah dergisinde on erkek çalışırken, bir tane bile kadın çizer olamıyor. Bu durum normal değil, bu kadar fazla kadın çizer var ve hiç biri espri üretemiyor öyle mi? Bu yokluğa rağmen, kadınlar hâlâ üretmeye devam ediyorlar.”
Mizah dünyayı değiştirir
Kadın çizerlere anlatılmayan hikayeleri anlatmalarını tavsiye eden Alpar, “Ben de çok yapamıyorum bunu, büyük konular içinde genellikle kayboluyoruz. Ülkede bir olay oluyor, hemen onunla ilgili çiziyoruz. Evet, onların da yapılması gerekiyor ama bence o dokunulmayan, o konuşulmayan yerden gelen hikayeyi mizaha katmak gerekiyor. Buna dair üretim yapan kişi sayısı az, bu yüzden etkili olabilir. Kadınlar kendilerine güvenmeli, motive olmalı, her gün çizmeli ve bence sosyal medyayı kullanmalılar” diyor.
Türkiye’de, karikatür çizmeye başlamadan önce Piyale Madra ve Behiç Ak çizimlerini sevdiğini vurgulayan Alpar, “Cinsiyet alanında çok pozitif işler üreten iki çizer, kendi tarzımı da onlara çok yakınlaştırmaya çalıştım ve benim için ustalar onlardır. Çok bilinmez ama Homur diye bir dergi çıkıyor, sendikaların desteklediği, sınıf eksenli bir mizah dergisi, onu takip ederim. Türkiye’de her gün çok acayip şeyler oluyor. Muhalefet bir belge açıklayacakken, TRT’nin ona sansür koyması komik mesela. Sen bunun üzerinden ne yaparsan yap, bu komik olacak. Ama beni burada düşündüren, ‘yetim hakkı’ meselesi. Mesela kim bu yetim? O para nereye ayrılabilirdi? Kadın sığınma evleri yapılabilirdi, hayvanlar için daha sağlıklı yaşam alanları ya da LGBTİ’lerin istihdam edilebileceği kamuya ait yerler yapılabilirdi. Yetim hakkı deyip geçiyor muhalefet, mizah dergileri de onlar üzerinden mizah yapıyor. Bunun görünmeyen kısmı beni düşündürüyor. Mizahı biraz oralarda arıyorum. Görünmeyen yerde aradığım için cinsiyet ve sınıf meselesine takığım” diye anlatıyor.
Aslı Alpar, mizahın gücüne dair de şunları söylüyor, “Bence mizah gerçekten dünyayı değiştirebilir. Mesela şimdi hepimiz korkuyoruz değil mi? Söylediklerimize, yazdıklarımıza dikkat etmek zorundayız. İşte gülmek bunu geçirir, azaltır. Korkuyu azalttığı için devrimci bir şey ama bu demek değil ki, her komik olan mizahtır. Mesela son derece korkunç, nefret söylemi yayan dergiler de var. Ona gülecek insanlar da var ama bu mizah değil. Bence mizah olabilmesi için daha demokrat bir yerden dokunması lazım. Dünyayı değiştiren bu güç, benim için de kendi değişimime yardım eden ve belki başkalarının da görüşlerini bir parça değiştirebileceğim bir araç aynı zamanda.”
Aslı Alpar’ın çalışmaları; https://www.instagram.com/aslialpar/, http://adimizi.blogspot.com.tr/2013/01/ ve aylık olarak yayınlanan Kafa Dergisi’ndeki köşesinden takip edilebilir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

yorum

sınıfsız, sınırsız, sömürüsüz bir dünya için lekeler, çizgiler...